SÜRÇ-Ü LİSAN

Enes Malikoğlu'nun İnternet Sitesi


   Türkiye'de edebiyat piyasası epey karıştı son 5 yılda. Olmayan meydanlarda, değersiz ülkelerin meydan savaşı yapılıyor. Neden olmayan meydanlar? Neden değersiz ülkeler? Çünkü edebiyat artık para etmiyor. Meta olarak değil; yani ülkemizde artık bir yere oturmuyor. Bir anket yapalım sokağa çıkalım ve diyelim ki günümüz şairlerinden en sevdiğiniz hangisi diye  İsmet Özel'den Ece Ayhan'dan öteye geçemez toplum. Toplumun “Günümüz şiiri” algısının 70'lerde kaldığını iddia ediyorum. Tabii ki herkes şiirle ilgilenmek zorunda değil. Azınlıkta kalmak zorundadır belki de şiir okuyucusu; ancak hiç bugünkü kadar azınlık olmamıştı. Azınlık olmak için bir çoğulluk oluşturmak gerekiyor. Ortak değerler olması gerekiyor. Şimdi denebilir ki "şiir, gençlerin işidir toplumun orta yaşlıları gençliğindeki şairleri bileceklerdir tabii." O zaman bu anketi sadece 15–30 yaş arası yapalım bu sefer verecek cevap bulabilecekleri şüphelidir.


  Günümüz şairleri bunu suçunu tamamen halkta buluyor: Yozlaşmanın getirisi diyor, Kapitalizmin yerleşmesi diyor, medyanın kokuşturması diyor, biz yazarız okuyan okusun diyor, diyor da diyor... Bu söylenenlere hemfikir olmamak elde değil; ancak bu yozlaşmayı durdurmak engel olmak, yenileceğini bile bile göğsünü germek şairin görevi olmalı. Şiir dağa çıkmış, düze indirmek neden şairin umrunda değil?! Yozluk varsa mücadeleyi kim verecek. Savaşmadan mı kazanacak yozluk!


  Savaşmayı alçakça bulanlar, bu savaşta kendini taraf görmeyenler kendini popülist (halkçı) olarak tanımlayarak koca bir tezatın içine de düşüyorlar. Böyle bir savaşın eskilerde kaldığını düşünüyorlar.  Çünkü onlar başka savaşlarla meşgul! Bahsettiğim savaş Karagöz dergisiyle Fayrap dergisi arasında süregelen saf savaşı. 10 yıl önce aynı saflarda şiir söyleyenlerin çeşitli sebeplerle ayrıştığı, başka saflara ayrıldığını görmekteyiz. Hakan Arslanbenzer'in etrafında toplanan ve neo-epik denen şiir akımının şairleriyle, Osman Özbahçe'nin önderliği(!)ndeki Karagöz Dergisi şairleri! İlk bakışta kavganın sebebi H.Arslanbenzer'in saldırgan tavrı karşısında karşı cenahın tepkisi olarak yorumlanabilse de asıl sorun edebiyat dünyasında tanınan bir abinin [o abinin ismini kendine sormadan yazamam] doğru tespiti:  "İsmet Özel'den devralınacak arsanın miras kavgası!" Yani oligarkların savaşı denebilir. Yoksa yazıda, üslupta, konularda ayrılık olsa da bu ayrılık keskin değil. Karagöz'de neo-epik tarzda şiir yazan birçok şair var. Her iki tarafın yazar ve şairleri Dergâh gibi baba dergilerde yan yana gelebiliyorlar.


  Tamam, sanal ya da gerçek bir savaş var. Çok dağılsam da benim bu yazıdaki derdim bu savaşın etiğinden bahsetmek. Başta söylemiş olduğum gibi artık toplumun hiçbir kesimi tarafından itibar görmeyen bir toprak parçası için yapılan bu savaşta, savaş ahlakı kavramının yerle bir edildiğini görmek bu savaşı daha da gayrimeşru hale getiriyor. Aslında bunu daha çok ihlal eden Karagöz tarafı.  H.Arslanbenzer nefret ettiği hatta küfre varan hakaretler ettiği adamları şiir yıllığına alıyor ve onlarla ilgili elinden geldiğince nesnel değerlendirmeler yapıyor. Elinden geldiğince dedim çünkü neo-epik bakış açısıyla değerlendirip kendince bir paha biçip onları sınıflandırabiliyor. Karagöz'e gelince... Son sayısında öyle bir ahlaksızlığa başvurdu ki günahım kadar bile sevmediğim H.Arslanbenzer adına sinirlendim. Bir insana bu kadar haksızlık yapılamaz diye düşündüm. Derginin 90 şiirini konu eden son sayısında neredeyse H.Arslanbenzer'den hiç bahsedilmiyor. Karagöz'deki şair ve yazarlarla hasbelkader geçmişte aynı dergide yazdıysa işte oralarda adı öylece geçiveriyor. Ahlaksızlık o raddeye varmış ki neo-epikten, epiklikten bahsedilip Arslanbenzer'in ismi ağza alınmıyor. Çeşitli epik şairler için başlık açılmış uzun uzun methiyeler düzülmüş ama o işin elebaşı yok ortada.  Fayrap'ın adı zaten geçmiyor. 90lı yıllarda Fayrap mı vardı diyenler olabilir.2000li yıllarda çıkmaya başlayan bir sürü derginin Karagöz'ün bu sayısında konu ediliyor olması olayda art niyet olduğunun net bir göstergesi. Bir şairi sevmeyebilirsin; şiir anlayışların uyuşmayabilir veya kişisel husumetin olabilir; ancak o şairin kurduğu ( ya da kurduğunu iddia ettiği) bir akımdan bahsedeceksen hırsından ölsen de o adamı konu etmelisin. Bir savaşta mertçe savaşmak yerine o adamın ailesine musallat olup karısını çocuklarını kaçırmak gibi korkakça bir tavırdır bu yapılan. 

  Madem adamın şiir anlayışına karşısın o zaman eleştirel olarak bari söz et. Edeceksin, etmek zorundasın! Etmiyorsan akımlardan, doksanların dokusundan da bahsetmeye hakkın yok. Yok hala buna hakkın dolduğunu düşünüyorsan kendin çalıp kendin oynarsın vesselam!


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

6 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: | Tarih: 2009-11-22 14:38:56
    Konu: hangi çılgın
    hangi çılgın bu Arslanbenzer\'e ders vermeye kalkan? hangi sıfatla bunu söylüyor anlayamadım. öğretmen midir kendisi, ne dersi verir ingilizce, matematik, fizik, kimya, kppss de işe yarar mı bunlar. Eminim bütün bunların cevabını biliyordur. Bilsin tabi sorun değil. Ama ders vermek ortalığa bok püsür kelimeleri atarak olan bir şey değil. Gelsin biz ona Batıdan başlayıp Afrikaya kadar uzanan; edebiyatın ve alçaklığın tarihini anlatalım.

    Bağlantı »

  2. Yazan: | Tarih: 2009-11-19 08:40:45
    Konu: yıldırım
    hakan arslanbenzer'in karagöz'ü eleştirmek için kendisini günahı kadar sevmeyen bir yazarın yazısını bloguna koyması komedi olmuş:))

    Bağlantı »

  3. Yazan: enesmalikoglu | Tarih: 2009-11-17 23:48:39
    Konu: Silinen Yorumlar
    Aşırı küfür ve hakaret içeren yorumlar kabul edilmemiştir,kusura kalmayın!

    Bağlantı »

  4. Yazan: | Tarih: 2009-11-17 22:43:15
    Konu: eleştiri ve kurnazlık
    teorisyenlerin bulgularına göre postmodern çağda şair artık bir eleştirmendir, olmak zorundadır. ve yaptığı şey de epistemolojiye savaş açmaktır. belki de yeni kavramlar üreterek yeni alıcılar edinmektir. iki tarafın birbirini eleştirmesi gayet doğaldır. şimdi karagöz'ün yaptığı şey tamamen köylü kurnazlığı. 10 kişi seçeceksin, bunlar birbirini yazacak. kavram üreteceksin. üstünü kapatıp yola devam edeceksin. ama şu da var: anana göz koyan bakkala baba demek domuzluktandır. ya baba demiyeceksin, ya öldüreceksin. yok sayacaksın. bu bakımdan karagöz haklı gibi duruyor.

    Bağlantı »

  5. Yazan: | Tarih: 2009-11-16 15:39:12
    Konu: hadi ordan üstteki yorumcu
    hakan arslanbenzer herkesten fazla demokrat bir eleştirmendir. açın bakın tek tek eleştiri yazılarına. müslüman diye eleştirilmeyecek mi yani. karagöz'ün yediği bokları bu şekilde aklayamazsın. aksi halde sende aynı kaptan aynı boku yemiş olursun.

    Bağlantı »

  6. Yazan: | Tarih: 2009-11-15 19:43:31
    Konu: Arslanbenzer'e Ders
    Hakan Arslanbenzer, herkesten çok müslüman şairlere saldırırken de üzülüyor muydunuz acaba? Mahhaleye saçtığı pisliklerden geçilmiyor nicedir. Böyle biraz dışta tutulsun, adam yerine konmasın da belki biraz insanlığı öğrenir!

    Bağlantı »